14 Ağustos 2010 Cumartesi

GROWN UPS



Yaklaşık beş sene önce 40 Year old Virgin'le başlayıp, sonrasında işi sanayiye bağlayan Judd Apatow ve Aşiret'inin çıkardığı her filmi izledim. Hatta bazılarını iki-üç ve hatta yediyüz kere izledim. Çok sevdiğim filmleri oldu muhakkak, ama bu adamın özellikle Amarıkada neden bu kadar efsaneleştirildiğini anlayamıyordum. Bir Knocked Up olsun, bir I Love U, Man olsun, ne bileyim Forgettin Sarah Marshall olsun, Pineapple Express olsun kötü filmler değillerdi ama yine de klasik Hollywood formülü dediğim, "ortada başla, hafif bir düşüş yaşa, oradan tırman tırman epey bir tepeye çık, oradan hoop en dibe vur, sonra gaza gel, tekrar çık çık zirve yap ve filmi bitir" sistemi içinde filmlerdi. En son Get Him To The Greek'i izledim ve anlamsız şekilde kendimi iyi hissettiğimden gözümden yaşlar akıp, burnumdan ağzımdan sümüğüm çıkana kadar güldüm. İyiydi. Beş gün geçti, bu salak filmi izledim. Aradaki farkı anladım. Sanat yönetimi, sinematografi, fikir, uygulama, oyunculuk gibi aslına böyle filmler için çok üzerinde durulmayan işleri çok iyi yapıyor Apatow filmleri (genellikle). Grown Ups'da ise, birbirlerini tanımayan beş kişiyi sokaktan çevirip, tecavüz etmekle tehdit ederek kanka rolü yapmalarını isteyen İtalyan (Troll 2) bir film ekibinin maceralarını kamera arkası görüntüleri olarak dvd extralarına koyarlarsa o zaman işler değişebilir, ancak kamera önünde görülenler acayip zorlama. Bu kadar adam bu kadar mı kötü yönetilir, filmdeki her konu mu bu kadar önemsiz, sahte, unkomik olur. Ağlayarak çıktım filmden, moralim bozuldu, gittim sabah 11 seansından sonra bir puro yaktım, bira içtim. Sarhoş oldum,  The Expendables'a girdim. Onda da sızdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder