
Bir dönem uçlardaki filmlere merak salmıştım. En vahşi, yok en şiddetli, en kanlı, en revanlı, en rahvanlı, en bir kıllı, püsürlü filmleri bulup izlerdim. Sinemanın sınırlarının nerelerde olduğunu görebilmek için çok mantıklı bir yöntemdi aslında. Bu filmle de o yollarda tanıştım. Bu filmi diğer gore/horror janrasından farklı yapan ise üç yaşında bir sapığın elinden çıkmış olması. Bu film başka hiçbir koşulda bu şekilde piyasaya sürülemezdi. The Bride of Frank'in başrolünde ne dediği anlaşılamayan, bu yüzden konuşmalarının üzerine altyazı konulan, seksen yaşında gösteren ancak otuz (bence) yaşında olan, feleğin elediği, yoğurduğu, üstüne yumurta'nın sarısını attığı, gerçek hayatta evsiz, ayyaş olan, dişsiz bir adamcağız oynuyor. Neredeyse bütün planlarda var. Bu planlarda yaptıklarına gelirsek, bir adamın penisini koparıp yemek, bir adamın sırf canı sıkıldı diye kafasını koparmak, ikiyüz kiloluk bir fahişenin gözünü çıkarıp o deliği seks ihtiyacını gidermek için kullanmak... Kameramız ise bugünlerin handycam'lerini bilenlerin eski, kasetli digital 8, high 8 handycam'leri de bildiklerini varsayıyorum. Bu film onlarla da değil, bildiğin VHS kasetle kayıt yapan omuz üstü shoulderycam'le 96'da çekilmiş. The Bride of Frank, bana göre filmlerde boktanlığın sıfır noktasıdır. Diğer filmler buna göre değerlendirilmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder