4 Aralık 2011 Pazar

THE BOOK OF REVELATION



Bu kadar kısa bir aradan sonra, yüzlerce boktan film izledikten sonra tekrar yazı yazmak bana nasıl bir haz veriyor gerçekten henüz tam olarak farkedebilmiş değilim. Bu yazıyı yazmamın sebebi hayatımda izlediğim en boktan filmlerde ilk üçü zorlayacak olan bu sevimli Avustralya filminin izini bulabilmem. 2006 yılında bu filmi film festivalinde, spordan yorgun argın bir şekilde gelmiş bir biçimde sonuna kadar izleyebilmemin sebebi tabii ki filme beraber gittiğim kızdı. Şu anda artık günümüzün tabiriyle "friend zone"un derinliklerinde olan arkadaşlığımız sayesinde bu filmde oynayan kadınlardan birinin Fringe adlı "pfffft" dizide oynadığını öğrendim dün ve bugün buradayım. Daha önce de bahsettiğim "uç film"lere olan merakım yüzünden yüzlerce kötü filme maruz kalmıştım. Ama sıkıcılık açısından sinemanın bu kadar "uç"a gidebleceğini hayal edemezdim. Erkek olarak doğmamdan dolayı zaten sevmediğim "bale" sanatı, filmin sürekli atladığından hiçbir şekilde izleyiciyi içine alamayan konusuyla müthiş bir ikili oluşturunca, benim yorgunluktan ağrıyan bacaklarım, aşırı sıcak bir Beyoğlu Fitaş Sineması, yanımdaki kıza doğru hamleyi bir türlü yapamamanın getirdiği hayal kırıklığı gibi yan öğeler daha bir etkili hale gelmişler ve bir daha sırf Avustralya'da çekilmiş diye bir film izlememem gerektiğini bana öğretmiştiler.